1998 BASIN BÜLTENLERİ PDF Yazdır E-posta

 

9 Aralık 1998
 
İNSAN HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ’NİN 50.YIL DÖNÜMÜNDE, İNSAN HAKLARI VE DEMOKRATİKLEŞMEDE SAĞLANACAK ATILIMLARDA SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNE BÜYÜK GÖREVLER DÜŞMEKTEDİR.
 
Uluslararası politikada gelişmiş Batı ülkeleri ile bütünleşmeyi hedefleyen Türkiye, 1948 yılında Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ni, 1954 yılında ise İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’ni imzalamıştır. Bu bağlamda, Türkiye’nin Avrupa ile bütünleşme ideali devlet politikası olarak önemini korumakta ve sözü edilen süreci hızlandırmak için girişimler sürmektedir. Ancak Türkiye’nin ekonomik ve sosyal sorunlarının yanısıra, insan hakları ve demokratikleşme ile ilgili sorunları, sözkonusu bütünleşmenin gerçekleşmesini geciktirmektedir. İnsan haklarının geliştirilmesi ve güvenceye kavuşturulmasına yönelik anlaşmaların birçoğunu, bazı çekinceler koymakla birlikte kabul eden Türkiye’nin, demokratikleşme ve insan hakları ihlalleri ile ilgili imajının, uluslar arası alanda saygın konumda olduğunu söylemek olası değildir. İnsan hakları ve demokratikleşmede kısıtlamalara gidilmesi mevcut sorunların çözümüne yardımcı olmadığı gibi, sağlıklı çözümlerin bulunamamasına da neden olmaktadır.
 
Ancak tüm bu olumsuz gelişmelere rağmen, Avrupa Adalet Mahkemesi’ne insan hakları ihlali konusunda 1960 – 97 yılları arasında, Avusturya’dan 87, Belçika’dan 40, Fransa’dan 103, Almanya’dan 33, Yunanistan’dan 33, İtalya’dan 260, Hollanda’dan 50, İsveç’ten 40, İsviçre’den 39, İngiltere’den 96 ve Türkiye’den 31 dava müracaatı olmuştur. Bu da bize, insan hakları ve demokratikleşme sorununun Türkiye’ye özgü değil, evrensel bir sorun olduğunu, hatta bazı Avrupa ülkelerinin bu konuda Türkiye’nin arkasında yer aldığını göstermektedir. Günümüzde ekonomik gelişmişlik tekbaşına yeterli olmamakta, ülkelerin insan haklarına verdiği önem ön plana çıkmaktadır. Gelişmişlik kavramında görülen bu değişim tüm ülkeleri daha demokratik bir yapıya zorlamaktadır.
 
Ekonomik ve sosyal gelişmenin gerçekleştirilebilmesi için, toplumun tüm kesimlerinin yaratıcılığından yararlanma gereği düşünüldüğünde, insan haklarına saygılı ve demokratik bir toplumun oluşturulmasının zorunluluğu açıkça ortaya çıkmaktadır. Çağdaş toplumlar arasında yer alma mücadelesi veren Türkiye’nin de, toplumun tüm kesimlerinin yaratıcılığından yararlanmasını sağlayacak, insan haklarına saygılı ve daha demokratik bir yapıya kavuşması gerekmektedir. Türkiye’nin demokrasi ve insan hakları açısından dünya ülkeleri arasında saygın bir yer edinebilmesi için, devlet kadar demokrasinin vazgeçilmez unsurlarından biri olan sivil toplum örgütlerine de önemli görevler düşmektedir. Gelişmiş Batı ülkelerinde sivil toplum örgütlerinin çok güçlü olması, insan hakları ve demokratikleşmede gelenekselleşmeye ve kurumsal yapının yerleşmesine önemli katkı sağlamaktadır.
 
Evrensel kavramlar olan insan hakları ve demokratikleşmeyi ertelemenin toplum dinamiklerini yaşama geçirememek anlamına geldiği düşünüldüğünde, bu ertelemenin sağlıklı bir toplumun gelişmesini engelleyeceği açıktır. Bu nedenle, demokratikleşme ve insan hakları konusu Türkiye gündeminin en önemli maddelerinden biri olmalıdır.
 
İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 50. yıldönümünde, ARI Grubu olarak, Türkiye’nin çağdaş, dünyanın saygın, önde gelen ülkelerinden biri olmasının ve vatandaşlarını insan olmanın onuruna ve bilincine ulaştıran hak ve güvencelere sahip kılmasının, demokrasi ve insan haklarındaki gelişmelerin bir sonucu olarak ortaya çıkacağına inanıyoruz.
 
Saygılarımla,
 
Kemal KÖPRÜLÜ
Genel Koordinatör
2 Aralık 1998
 
BİZE TOPLAM KALİTE YETMEZ, TOPLAM AHLAK GEREKLİ
 
Ülkemizde son yıllarda tüm toplumsal yapı ve kurumlarda bir ahlak erozyonu yaşanmaktadır. Bu erozyon, toplumumuzda ahlaksızlık mozaiğini oluşturmaktadır.
Kuralların ve dolayısıyla sistemin olmadığı ve işlemediği bir ortam, kalitesizlik ve ahlaksızlığı yaratır. İnsan kalitesi, sistem kalitesinin mevcut olmadığı yerde hiçbirşey ifade etmez. İnsan ne kadar iyi eğitim almış olursa olsun, eğer kurallar oluşturulmamış ise kendi çıkarına yönelik keyfi davranış ve eylemlerde bulunabilir. Bugün toplumsal yapımızda ve kurumlarımızda yaşadığımız yozlaşmaların temel kaynağı devlettir. Devlet yönetimi, bu siyasi düzen ile rant dağıtım ve ihale organizasyon ve koordinasyon merkezi görevlerini üstlenmiştir. Devletin güç ve yetkileri, görev ve fonksiyonları genişledikçe bu yozlaşmanın boyutları da artmaktadır. Faaliyetleri sınırlandırılmış ve kurallara bağlanmış bir devlet, daha etkin ve güçlü devlet demektir.
 
Türk kamu yönetiminin kalite konusunda üç temel sorunu bulunmaktadır: a.Liderlik ve Yönetim Kalitesi, b.Sistem Kalitesi, c.İnsan Kalitesi. İyi bir devlet yönetimi için kalitenin bu üç boyutunu bütünlük içerisinde ele almak gerekir. Devlette kalite istiyorsak, hem liderlik ve yönetim kalitesini düzeltmeliyiz, hem sistemi yani kuralları iyileştirmeliyiz, hem de kamu yönetiminde hizmet gören kamu görevlilerinin kalitesini arttırmalıyız.
 
Ülkemizde siyasi yozlaşmaların ve ahlaksızlıkların ortadan kaldırılması için, devletin güç ve yetkilerini sınırlamanın ve aynı zamanda devlet faaliyetlerini daraltmanın dışında yapılması gerekenler ve bu konudaki önerilerimiz aşağıdaki gibidir:
 
1)      Ülkemizdeki oligarşik liderlik yapısını ortadan kaldırmalıyız. Devlet üst düzey yöneticilerinin ve parti liderlerinin görev süresi, Anayasa’da sınırlandırılmalıdır.
2)      Devlet yönetiminde açıklık, şeffaflık sağlayacak Anayasal ve yasal düzenlemeler gerçekleştirilmelidir.
3)      Yargıya gerçek bağımsızlık kazandıracak Anayasal ve yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Ülkemizde hukuk düzeninin iyi işlemesi, adalet ve yargı hizmetlerinde etkinlik için başta Anayasa olmak üzere yürürlükte bulunan mevcut yasalar mutlaka yenilenmelidir. Aynı zamanda adaletin zamanında ve eksiksiz tecelli etmesi sağlanmalıdır.
4)      Devlet yönetiminde ortaya çıkacak yozlaşmaları tanımlayan ve bu fiillere ilişkin cezaları kapsayan özel bir Devlet Ahlak Yasası yürürlüğe konmalıdır.
5)      Denetim görevini yapmak üzere parlamentoya bağlı olarak görev yapacak bir Ombudsman Kurumu oluşturulmalıdır. Bunun yanısıra kamu kurum ve kuruluşları bünyesinde özel amaçlı Ombudsman büroları kurulmalıdır.
6)      Devlette bürokrasi ve kırtasiyecilik azaltılmalıdır. Kamuda hakim olan bürokrasi ve kırtasiyeciliği ortadan kaldırmak için mutlaka yeni bir yönetim anlayışı olan toplam kalite yönetimi tüm kamu, kurum ve kuruluşlarında süratle uygulanmalıdır.
7)      Türkiye’de rüşvet ve yolsuzlukların önemli bir kısmı ihale ve teşvik sisteminden kaynaklanmaktadır. 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu başta olmak üzere, gerek ihale mevzuatında, gerekse teşvik mevzuatında çağdaş değişiklikler yapılmalıdır.
8)      Kamu görevlilerinin ücretlerinin düşük olması, rüşvet ve yolsuzlukların artmasında etkendir. Özelleştirme reformları çerçevesinde kamu görevlilerinin sayısının azaltılması, performansa dayalı bir ücret sisteminin uygulanması gerçekleştirilmelidir.
Saygılarımızla,
 
Murat BEKDİK                                                                                  Can Fuat GÜRLESEL
Genel Direktör                                                                                   Genel Sekreter
ARI DÜŞÜNCE VE TOPLUMSAL GELİŞİM DERNEĞİ
22 Eylül 1998
 
BASIN BÜLTENİ
 
ARI Grubu olarak ekonomik, sosyal ve siyasi çalışma ve projelerimizi sürdürüyoruz. Bu çerçevede grubumuzun “Düşünce ve Çözüm Üretim Komitesi” tarafından hazırlanan “EKONOMİK ANAYASA” çalışmamız tamamlandı.
 
Kamu kesiminde mali disiplinin sağlanması, siyasi tercihlerin ekonomik akılcılığın önüne geçmesinin engellenmesi, kamu kesimi tasarruf açığının azaltılması, kamu kaynaklarının etkin kullanımı ve kamu açıklarının parasal genişleme ile finansmanının engellenerek enflasyonla mücadelede başarı sağlanması, bu amaçlara uygun olarak da Bütçe – Merkez Bankası ve Hazine Müsteşarlığı ile ilgili Anayasal ve yasal yeni düzenlemeler konusunda çözüm önerileri sunulan “EKONOMİK ANAYASA” çalışmamızla ilgili bir basın toplantısı düzenliyoruz.
 
28 Eylül 1998 Pazartesi günü saat 11.00’de ARI Grubu Merkezinde gerçekleştireceğimiz basın toplantısında sizi de aramızda görmekten mutluluk duyacağız.
Saygılarımızla,
 
ARI Grubu
 
EKONOMİK ANAYASA
 
EKONOMİK ANAYASA çalışmamız, kamu kesiminde mali disiplinin sağlanması ile siyasi tercihlerin ekonomik akılcılığın önüne geçmesini en aza indirmeyi hedefleyen anayasal ve yasal düzenleme önerilerini içermektedir.
 
Ekonomik Anayasa çalışması, ARI GRUBU olarak hazırlamakta olduğumuz “2010 Türkiye Ekonomik ve Sosyal Vizyon Programı”nın bir parçasıdır. 2010 Türkiye Ekonomik ve Sosyal Vizyon Programı’nın temel hedefleri;
 
1)      2010 yılına kadar Türkiye’de toplumsal ve bireysel refahın arttırılması (toplam ve kişi başına milli gelirin arttırılması ve adaletli dağıtımı) ve
 
2)      Ekonomideki yapısal dönüşümlerin ve reformların (kamu kesimi reformları ile yeni sanayileşmiş ülke) tamamlanmasıdır.
 
Yukarıda belirtilen temel iki hedefe ulaşılması için öncelikle Türkiye’nin enflasyonist olmayan sürekli ve hızlı bir ekonomik büyüme sürecine girmesi zorunludur. Bunun temel unsurları ise faktör miktarlarının ve verimliliklerinin arttırılması ile etkin kullanımıdır. Önümüzdeki 10 yıl içinde eğitim ile emek verimliliğinin, arge ve teknoloji yatırımları ile sermayenin verimliliğinin arttırılması hedeflenmektedir.
 
Sermayenin kaynağını ise yurtiçi ve yurtdışı tasarruflar oluşturmaktadır. Türkiye’de siyasi ve ekonomik istikrarsızlık doğrudan yabancı sermaye girişlerini sınırlandırmaktadır. Yurtiçi tasarruflar ise Türkiye’nin hızlı ve sürdürülebilir ekonomik büyümesi için yeterli değildir. Özel sektör tasarruf fazlası verirken, kamu kesimi önemli tasarruf açıkları vermektedir. Özel sektörün tasarruflarını arttırmak için mali sektör reformları ile tasarruflar üzerindeki tüm vergilerin kaldırılması hedeflenmektedir. Kamu kesimi tasarruf açıklarının azaltılması ve enflasyonla mücadele için ise kamu kesimi reformları, kamu kesiminin ekonomideki yerinin yeniden belirlenerek tüm mal ve hizmet üretiminden çekilmesi ile kamu kesiminde mali disiplinin sağlanması temel hedeflerdir.
 
Hazırlanmış olan Ekonomik Anayasa kamu kesiminde mali disiplinin sağlanması, kamu kesimi tasarruf açığının azaltılması, siyasi tercihlerin ekonomik akılcılığın önüne geçmesinin engellenmesi, kamu kaynaklarının etkin kullanımı ve kamu açıklarının parasal genişleme ile finansmanının engellenerek enflasyonla mücadeleyi amaçlamaktadır. Böylece hızlı ve sürdürülebilir ekonomik büyüme için yeterli kaynaklar yaratılarak etkin kullanım sağlanabilecektir.
 
EKONOMİK ANAYASA DÜZENLEMELERİNİN TEMEL AMAÇLARI
 
Ekonomik Anayasa düzenlemelerinin temel amaçları;
 
1)         Siyasi ve bürokratik tercihlerin ekonomik akılcılığın önüne geçmesinin engellenmesi ve sınırlanması
2)         Kamu kesiminin makro ekonomik dengeleri bozan aşırı harcama, borçlanma ve para basma eğilimlerini sınırlandırmak
3)         Kamu kesimi ve ekonominin genelinde kaynak kullanımında etkinliği ve verimliliği arttırmak
4)         Kamu harcamaları için reel kaynak yaratılmasını zorunlu hale getirmek ve enflasyonu kontrol altına almak
5)         Kamu kesimi tarafından kullanılan kaynakların denetimini yapmak ve hesabını sormak
6)         Kamu kesiminin performansına yönelik bilgileri üretmek
 
Böylece kamu kesiminde Mali Disiplini ve Etkinliği sağlamaktır.
 
Kamu Kesimi için önerilen “Ekonomik Anayasa” düzenlemeleri;
 
1)      Yeni Anayasa hükümlerinin konulması
2)      Mevcut Anayasa hükümlerinde değişiklikler yapılması
3)      Mevcut kanunlarda değişiklikler yapılması
4)      Yeni Kanunlar hazırlanması
 
Şeklinde hazırlanıp yürürlüğe konulacaktır.
 
Düzenlemeler üç ana grupta yapılmaktadır. Ekteki Tablo I düzenlemeleri ayrıntılı olarak vermektedir.
 
1)      Bütçe ve kamu Kesimi Düzenlemeleri
2)      Merkez Bankası Bağımsızlığı
3)      Hazine Müsteşarlığı Düzenlemeleri
 
yapılmaktadır.
 
“Ekonomik Anayasa”nın uygulanabilirliği iki önemli şarta bağlıdır:
 
“Enflasyonla Mücadele Programı” ile birlikte ve / veya sonrasında uygulamaya konulmalı
2.Kamu Kesiminin Ekonomideki Yeri yeniden belirlenmelidir.
 
Aksi taktirde “Ekonomik Anayasa” uygulama olanağı bulunmayan sayısal kısıtlar halinde kalacaktır.
Enflasyonla mücadele programı sonrasında kamu kesiminde mali disiplini sağlayarak kendisine siyasi tercihlerin kullanımını sınırlayacak bir iktidarın siyasi kazancı, siyasi popülizm ile elde edeceği geçici siyasi kazancın çok daha üstünde olacaktır.
 
 
 
 
 
TABLO I.   EKONOMİK ANAYASA
 

 
I.BÖLÜM. 
BÜTÇE VE KAMU KESİMİ      DÜZENLEMELER
 
1.          Bütçe Açığı ve Kamu Kesimi Borçlanma Gereği (KKBG) Sınırlaması
 
2.          Kamu Kesimi (Hazine Müsteşarlığı) Yurtiçi borçlanma Sınırlaması
 
3.          Bütçe Gelir ve Harcama Uygulamasının Etkinleştirilmesi
 
4.          Bütçe ve Kamu Kesimi Hesaplarının İzlenmesi ve Denetimi
 
 
 
ANAYASA HÜKMÜ
 
 
BÜTÇE KANUNU
 
 
BÜTÇE KANUNU
 
 
BÜTÇE KANUNU VE İLGİLİ KANUNLAR
 
II. BÖLÜM
MERKEZ BANKASI BAĞIMSIZLIĞI
 
  1. Merkez Bankası’nın Hedefleri, Görevleri ve Bağımsızlığı
 
  1. Merkez Bankası’nın Kamu Finansmanı
 
  1. Merkez Bankası Para Programı
 
 
TC. MERKEZ BANKASI KANUNU
 
TC. MERKEZ BANKASI KANUNU VE BÜTÇE KANUNU
 
TC. MERKEZ BANKASI KANUNU
 
III. BÖLÜM
HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI
 
  1. Yeniden Yapılandırılması
 
  1. Hazine Finansman ve İç Borç Programı
 
  1. Hazine Müsteşarlığı – Merkez Bankası İlişkileri
 
4059 Sayılı H.M. Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun
 
4059 Sayılı H.M. Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun
 
4059 Sayılı H.M. Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun
 
TC. MERKEZ BANKASI KANUNU
 

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
20 Ağustos 1998
 
 
 
SİYASAL SİSTEMDE YENİDEN YAPILANMA
 
ARI Grubu tam katılımcı ve özgürlükçe demokrasinin sağlanması ve sürekli bir siyasi istikrarın tesisi için siyasi sistemin iyileştirilmesi ve yenilenmesini savunmaktadır. Bunun için siyasi sistemi düzenleyen hukuki çerçevenin önemli olduğuna inanan ARI Grubu öncelikle Siyasi Partiler Kanunu, Seçim Sistemi ve Dernekler Kanunu’nda değişiklik önerileri hazırlayarak, bunları toplumun çeşitli kesimlerinde tartışmaya açmayı hedeflemiştir.
 
Bu proje ile geniş katılımlı bir YÖNETİM ŞURASI toplayarak Türkiye’nin önünün açılması ve siyasi sistemimizi yeniden yapılandıracak hukuki çerçevenin bir an önce oluşturulması amaçlanmaktadır.
 
ARI Grubu olarak “Siyasi Partiler Kanunu, Seçim Sistemi ve Dernekler Kanunu”nda değişiklik önerilerinin sunumu ve önerileri kapsayan “SİYASAL SİSTEMDE YENİDEN YAPILANMA” başlıklı kitabımızın tanıtımı için 21 Ağustos 1998 Cuma günü saat 11.00’de düzenleyeceğimiz basın toplantısında sizi de aramızda görmekten mutluluk duyacağız.
 
 
Saygılarımızla,
 
ARI GRUBU