| ARI HAREKETİ 4.KADIN KONFERANSINI 17 ARALIK 2009 TARİHİNDE GERÇEKLEŞTİRDİ. |
|
|
|
|
ARI Hareketinin, Friedrich Naumann Stiftung desteği ile gerçekleştirdiği “Son 10 Yılda Ne Değişti: “Geleneksel” ve “Modern” Arasında Kadın” konulu konferansı 17 Aralık 2009 tarihinde Taksim Elite World Presitge Hotel’de STK Temsilcilerinin, Gazetecilerin ve akademisyenlerin katılımı ile gerçekleştirildi.
ARI Hareketi Başkanı Ural Aküzüm ve Friedrich Naumann Stiftung Türkiye Direktörü Jörg Dehnert ve Star Gazetesinden Hidayet Tuksal’ın konuşmalarını takiben üç panel gerçekleştirildi. Kadın Hareketinden önemli aktivistlerin, gazetecilerin, siyasi partilerde aktif kadınların, akademisyenlerin, iş kadınlarının, Helsinki Yurttaşlar Derneği, 40 Örük Kadın Kooperatifi, Van Kadın Derneği, Diyanet Vakfı, Amargi, Kagider, Kamer ve Ka.Der’den temsilcilerin konuşmacı olarak katıldığı panellerde “Etnik Kimlikler ve Dil Sorunları”, “Din ve Özgürlükler ve Eşitlik Arayışındaki Kadın” ve “Kadın Girişimciliği” konuları tartışıldı. Konferansımızın ana konuşmacısı Hidayet Tuksal, geleneksel ve modern kategorilerinin birbiri karşısında kurgulandığından, ancak bu iki kategorinin birbirinin nasıl da içine geçtiğinden bahsetti. İmam Hatip Mezunu ve başörtülü, geleneksel olarak algılanan kadınların, aslında ekonomik güce ulaştıklarında geleneksel kodlarla ilişkilerinin farklılaşmasından ve aynı şekilde “modern” kurgusu içinde var olan kadınların da geleneksel yapıya uygun davranabildiğinden bahsetti. Kadınların “modern” ve “geleneksel” olarak bölünebilirliğinden ziyade ortada bir “melezlik” olduğuna işaret etti. Bahçeşehir Üniversitesi’nden Nilüfer Narlı’nın toplumdaki ötekileştirmeyi anlatan ilginç konuşmasının ardından ise Helsinki Yurttaşlar Derneği temsilcisi Veysel Eşsiz, konuşmasında iç göç, yerinden edilme sorunu ve “dilsizlik” problemine işaret etti. Türkçe konuşamayan ve bu çekinceleri nedeni ile sağlık hizmetlerinden bile faydalanamayanların kadınlar olduğunu vurguladı. Feminist aktivist, 40 Örük Kadın Kooperatifi Derneği Başkanı Fatma Nevin Vargün ise Türkiye’deki etnik sorunların çözümlenebilmesi için şiddete son verilmesi gerektiğini, şiddetin en önemli mağdurlarının kadınlar olduğunu ve kadına yönelik şiddet meselesinin çözülmesinin bir öncelik olduğundan bahsetti. Vargün’ün konuşmasını takiben Van Kadın Derneği’nden Zozan Özgökçe ise kendi hayatından örnekler vererek, Türkçe bilmeyenlerin yaşadığı zorluklara, Türkiye’de yaşanan ötekileştirme gerçeğine çok çarpıcı örnekler verdi. İkici panelde ise Ahu Özyurt başörtüsü ve din algısı üzerinden kendi deneyimlerine yer verirken, Diyanet Vakfı’ndan Ayşe Sucu ise hayatının bir dönemini başörtülü, bir dönemini başı açık geçirmiş olduğundan, her iki durumda da bir kesim tarafından eleştirildiğinden bahsederek, kadın bedeni üzerinden yapılan siyasetin günlük hayatın içine nasıl da işlediğini, bunun faturasının da her daim kadınlara çıkarılmakta olduğuna örnek verdi. Yazar Yıldız Ramazanoğlu toplumdaki yaratılan önyargılardan bahsederken, gazeteci Nicole Pope ise bu önyargıların birbirine karşıt olarak kurgulanan her iki tarafta da eşit olarak yer aldığına değindi. Panelin son konuşmacısı Amargi’den Nil Mutluer ise bu meseleye toplum içinde özgürce var olabilmek açısından baktı. Son panelde kadın girişimciliğinden bahsedildi. Türkiye Değişim Hareketi’nden Zeynep Dereli kadın istihdamında Türkiye’nin dünya sıralamasındaki yerinden ve bunun geliştirilmesinden bahsederken, Ka.Der’den Şirin Mine Kılıç ise girişimcilik üzerine kendi deneyimlerini paylaştı. Kagider’i temcilisi Gülden Türktan kadınlara girişimci olmalarını “dişi aslan” örneği ile öğütlerken, Kamer’den Nebahat Akkoç ise kadınların yoksullukla olan ilişkilerinden, onlara sağlanan mikro kredilerin öneminden bahsederek, durumun genel analizi yaptı. Konferansımızdan; dini, etnik, dilsel ya da şekilsel farklılıkların öncelikle kadınları etkilediğini, siyasette eksik temsil edilen kadınların bir de bu tip farklılıkları yüzünden çifte mağduriyet yaşamakta olduğu bilgisi çıkmıştır. Farklılıklara tahammülü olmayan bir siyasi düzende kadınların nefes almakta nasıl da zorlandığı anlatılmıştır. Konferansımıza Türkiye’nin her kesiminden ve kanatlardan kadınlar konuşmacı ve izleyici olarak katıldılar. Farklı hayatları yaşayan ve farklı kimliklere sahip olan kadınlar, “kadın ortak payda”sında buluşmanın önemini vurgulayarak, ortak paydada çözüm önerileri üreterek birbirlerinin yaşam alanına saygı duymanın “birlik içinde” olmaktan ziyade “beraberlik içinde” yaşayabilmenin önemini vurguladılar. Konferansın en umut verici yanı ise, Türkiye’nin en hassas, uğruna en çok kan dökülen konularının, kadın hareketi tarafından yine uzlaşma, barış ve saygı içinde, tüm farklılıklara rağmen yapıcı bir şekilde tartışılabildiğini göstermiş olmasıdır. Saygılarımızla bilgilerinize sunarız, Ural Aküzüm Başkan
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|




